ZAMANIN FARKINA VARMAK



Gün içerisinde bir sürü an yaşıyoruz ancak çoğu zaman yapmak istediklerimize ya da yapmamız gereken diğer şeylere vakit bulamıyoruz. Hatta öyle anlar, zamanlar oluyor ki kendimize bile hiç vakit ayıramadığımızı fark edemiyoruz bile. Oturup kendimizle kalamadığımızı, kendi hissettiklerimizi dinleyemediğimizi, sevdiklerimizle vakit geçiremediğimizi…


Zaman çok hızlı akıp gidiyor ve aslında bu kısacık zamana birçok şeyi sığdırmak gerekiyor. Hatta bazen bir şeyler için zaman ayırmaya çalıştıkça sanki zaman daha hızlı gidiyor ve tüm işlerin aksıyor. Özellikle de iş hayatına atıldığında arkadaşlarına, ailene hatta kendine bile vakit ayıramıyorsun. Tüm vaktini dinlenmeye ayırıyorsun ama aslında bir türlü dinlenemiyorsun da.



Belki okuyanlar vardır, en sevdiğim kitaplardan biri olan Michael Ende’nin Momo adlı kitabında bir söz vardı: “Zamandan tasarruf edeyim derken aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı. Bu gerçeği sadece çocuklar, taç yüreklerinde hissettiler. Çünkü artık kimsenin onlara ayıracak zamanı yoktu. Oysa zaman yaşamın kendisiydi ve yaşamın yeri yürekti.”. Kitabı okuduğum zamandan itibaren ara ara bu sözü düşünür oldum. O kadar doğru bir ifade ki aslında. Özellikle de yaşın ilerledikçe zamanın hiç farkında olmamaya başlıyorsun. Bir an durup düşündüğünde zamanın nasıl hızlı geçtiğini fark ediyorsun ama o kadar hızlı geçen zamanda eğer iyi değerlendirememişsen yapmak istediğin birçok şeyi göremiyorsun. Çünkü aslında kendimizi o kadar çok yoğun olduğumuza inandırıyoruz ki, sonra da yoğun olarak yaptığımızı düşündüğümüz işleri bir süre sonra hatırlamıyoruz bile. Bunun sebebi belki de değerli geçirmeyişimiz vaktimizi. Belki de daha çok kendimize, kendimizi geliştirmeye ve de en önemlisi sevdiklerimizle birlikte geçirmeye ayırmamız gerekiyor zamanı.


Bu kadar bahsettik zaman hızlı geçiyor, birçok yapmamız gerekeni sığdıramıyoruz diye; peki ama bu sürekli akıp giden zamanı nasıl daha iyi değerlendireceğiz? Nasıl daha iyi hatırlanabilir ve daha kaliteli, daha iyi anılar haline getireceğiz? Aslında cevabı çok basit, uygulaması da bir o kadar zor. Önceliklerimizi belirlememiz gerek. Evet, biraz komik gelebilir. Çünkü çoğu kişi buna zaten önceliklerimiz belli diyebilir. Ama gerçekten de önceliklerimiz belli mi? Okul zamanı tüm vaktimizi okula, derslere, sınavlara harcıyoruz. İşe girdikten sonra da sürekli toplantılar, projeler, yapılması gereken işler… Tabii ki bunlarda önemli şeyler ve yapılması gereken şeyler. Ama eğer bu işlerin sonrasındaki önceliklerimizi belirleyemezsek ne kendimize vakit ayırabiliyoruz ne sevdiklerimize ne de dinlenmeye.


Eskiden hep zamanı iyi değerlendirebildiğimi düşünürdüm. Zaman geçtikçe fark ettim ki bir süre sonra zamanı iyi değerlendirmek için büyük bir çaba göstermem gerekiyor ve çoğu zaman bu zor gelip kolaya kaçıyorum ve zamanı değerlendiremediğimi söylemek yerine çok yoğun olduğumdan, hiç vaktimin kalmadığından şikâyet edip duruyorum. Kendime zamanımı değerlendiremediğimi ve önceliklerimi belirleyemediğimi itiraf edebildikten sonra hala tam anlamıyla olmasa da zaman bulabilmeye başladım. Bununla birlikte geçen zamanımın daha hatırlanabilir olduğunu fark ettim. Tekdüze her gün tekrarlanan zamanlar değil de farklılaşan ve hatırlanabilir zamanlar oluşturabildiğimi fark ettim.

Kısa zamandan başlayarak zamanı genişletin ve bir ay öncesine kadar giderek zamanınıza nasıl değerlendirdiğinizi düşünün. Tam olarak olmasını istediğiniz şekilde mi geçirmişsiniz yoksa istediğiniz şekilde değil mi? Eğer istediğiniz gibiyse hiçbir sorun yok ama eğer istediğiniz gibi değilse şimdi tam olarak düşünme vakti. Çünkü aslında zamanımız çok fazla ama bir o kadar da kısa. Bu yüzden de daha değerli geçirilmeyi hak ediyor.

Şuandan itibaren zamanınızı daha hatırlanabilir kılmaya ne dersiniz?



©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.