ZİHNİMİZİN ARKA PLANI: BİLİNÇALTI

En son güncellendiği tarih: 5 Ağu 2019



Her hareketimizin sebebini anlayamayız; aşırı tepki verdiğimiz olur, aşırı sinirlendiğimiz, aşırı korktuğumuz...Hiç tanımadığınız bir insana sebepsizce sinirlenmeniz ya da küçük bir olaya mantıksızca aşırı tepki vermeniz gibi olaylarla karşılaştınız mı? Kendi kendinize neden böyle yaptığınızı bir türlü açıklayamadığınız tuhaf davranışlarda bulundunuz mu? Bu hareketlerinizin cevabını bir yerde bulabilirsiniz; bilinçaltınızda.

Bilinçaltı kısaca nedir ?


Bilincimiz, basit bir ifadeyle ona karşı olan farkındalığımıza göre ikiye ayrılır; bilinçüstü ve bilinçaltı. Bilinçüstü bizim farkında olduğumuz kısımdır. Ne yaptığımızı bildiğimiz ve düşündüğümüz çoğu şeyin bulunduğu yerdir. Bilinçaltı ise farkındalığımız dışındaki, bana kalırsa daha çok arkaplan diyebileceğimiz kısımdır. Hafıza deposu gibidir ve çoğunlukla derinlere gömülmüştür. Hiçbir ayrım yapmadan duyduğunuz, gördüğünüz kısacası algıladığınız her şeyi kaydeder. Örneğin yolda gördüğümüz her insana tek tek dikkat etmeyiz, buna rağmen o insanlarla daha sonra tekrar karşılaşırsak yüzlerinin bize bir yerden tanıdık geldiğini düşünürüz. O insan bize göre fark edilir bir özelliğe sahip olmadığı için bilinçüstüne girmese de, bilinçaltımız bizden bağımsız bir şekilde onu çoktan kaydetmiştir.

Bilinçaltımız çoğunlukla çocukluğumuzunun bitimine doğru temel özelliklerini oluşturmuş olur. Bilinçüstüne göre daha katıdır ve kesin kuralları vardır. İnsan davranışlarını çoğunlukla bilinçaltı yönetir. Kişinin korkuları, zevkleri, aşık olacağı insan bile bilinçaltı tarafından belirlenir. Bundan dolayı da değişmesi çok daha zordur.


Neden çocukluğumuzda tamamlanmış olur ?

Bunu şu şekilde anlatalım ;

Doğduğumuzda etrafımızdaki her şey çok yabancıdır, dünyayı tanımaya anne ve babamızdan başlarız. Güvendiğimiz ilk insanlar onlardır. Bilinçaltımız onların özelliklerini kaydeder, daha sonraki zamanlarda da güvendiğimiz insanlarda o özellikleri ararız. Çocukluğumuz boyunca tanıştığımız diğer insanlar da tabii ki etkilidir. Kime güvenileceğini, kime güvenilmeyeceğini yavaş yavaş belirleriz.


Davranışlarımıza nasıl etki eder ?


Diyelim ki çocukluğumuzda bize kötü davranan birisi var. Onun gibi diğer insanları tanımak ve korunmak için bilinçaltımız onun belirleyici bir özelliğini bulmaya çalışır. Belki ortamdaki tek gözlüklü kişidir, belki tek Ali’dir vs. Bilinçaltımız buna benzer başka olaylar yaşamamak için o kişide bulduğu belirleyici özelliği kötü olarak kodlar ve o özelliklerden kaçmamızı ister. Biz Ali'yi unutmuş olsak bile bilinçaltımız unutmaz. Bu sebeple büyüyüp yetişkin olduğumuzda dahi gözlüklülere veya Ali’lere antipati duyabiliriz, insanlara onların bize güven vermediğini söyleyebiliriz.


Sonradan yaşadığımız bazı travmalar da bilinçaltını etkileyebilir. Örneğin kilolu biri tarafından darp edilmişseniz bilinçaltınız size kilolu insanlar kötüdür, sana zarar verebilir der. Farkında olmadan kilolu insanlardan hoşlanmamaya başlar, aynı ortamda bulunmak istemeyebilirsiniz. Tabii ki bu yanlış bir genellemedir. Bütün kilolu insanlar kötü değildir, ama bilinçaltınız sizi korumak için bu özelliğe odaklanmıştır. Veya bu olayı bir parkta yaşamışsınızdır ve bilinçaltınız parkı tehlikeli diye kodlamıştır. Parklardan nefret etmeye başlarsınız, yaklaşmak bile istemezsiniz.


Peki bilinçaltından ne kadar haberdarız ?

Sigmund Freud

Bilinçaltı kavramı ve farkında olmadığımız anılarımız tarafından kontrol edildiğimiz düşüncesi yalnızca bir iki asır önce kabul edilmiştir. Hatta bilinçaltı ve psikanaliz çalışmalarının bir bilim dalı sayılıp  sayılmayacağı konusu hala tartışmalıdır. Başarılı nörolog, psikolog ve yazar Sigmund Freud (1856-1939) uzun araştırmaları ve gözlemleri sonucu  o dönem için devrim niteliğinde sayılabilecek  psikanaliz çalışmalarını yayınladı. Psikanaliz, bilinçaltının en derin noktasındaki ruhsal sorunlarımızın kaynağını bulma ve onları giderme amacıyla hastanın konuşarak kendi kendisini analiz ettiği bir psikoterapi yöntemidir. Freud'dan önce bu düşünceler kabul edilmiyordu ve onun bu çalışmaları fazlasıyla yenilikçiydi, tahmin edersiniz ki bolca da eleştiri aldı. Biz artık bunların doğru olduğunu bilsek de hala elimizde sadece bir asırlık çalışma olduğunu unutmamalıyız. Bilinçaltı hala çok taze bir araştırma alanıdır ve içinde keşfedilmeyi bekleyen bir sürü gizem barındırır. Onunla ilgili öğrenmemiz gereken hala çok fazla şey var.


43 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.